Bizi takip etmeyi unutmayın. >>>
AntiSiyonizm Gazetesi
* = doldurulması zorunludur

Daha önceki yazımızda cemaat tarafını konuşmuştuk. Bu sefer AKP tarafını İslamiyet penceresinden bakarak değerlendirelim. Bu yazı biraz uzun ve sert olacak. Okuyan arkadaşlarımıza hakaret amacıyla değil onları artık uyandırma amacıyla söylenmiştir. Üçlemenin diğer yazılarına ulaşmak için alttaki linklerden okumak istediğiniz başlığın üzerine tıklayın.

 

  1. Cemaatin Cılkı
  2. Erdoğan’ın Çarkı
  3. Erbakan’ın Farkı

Refah Partisi döneminde Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, Fethullah Gülen’in telkinleri ile Erbakan’ın Refah Partisi Genel Başkanlığını artık kendisine bırakması konusunu çevresine karşı dillendirmeye başlamıştı. Yani sanıldığı gibi Erbakan, AKP’yi bir siyasi zekasının ürünü olarak kurmamıştır. Fethullah Gülen’in telkinleriyle çıktığı yolda aslında müttefiki olan cemaatle takıştı son günlerde.

Bu süreç ilerleyince nihayetinde Erdoğan ve arkadaşları Milli Görüş saflarından ayrılıp kendilerine yeni bir yol çizmişti. İlk seçimlerde cemaatten tam destek alan AKP iktidara geldi.

Milli Görüş saflarındayken laikliği her fırsatta eleştiren Erdoğan, iktidara geldikten sonra laikliği benimsemiş ve Arap devletlerine yaptığı ziyaretlerde laiklik sistemini önermiştir.

Yine Milli Görüş saflarındayken savunduğu İslam Birliği düşüncesinden vaz geçmiş, Avrupa Birliği üyeliği için var gücüyle çalışmıştır.

AKP hükümeti “Başörtüsü furuattır.” diyen Gülen’in saflarında olduğunu, “Baş örtüsü bizim için öncelikli mesele değildir.”, “Başörtüsü Türkiye’de %1.5’in sorunudur.” söylemleriyle apaçık itiraf etmiştir.

Milli Görüş saflarındayken düşmanı Siyonizm olan Erdoğan, iktidar olduğu dönemde resmen siyonizmin kuklası olmuş ve Büyük İsrail’i kurma projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eş başkanlığını yaptığını televizyon ekranlarında itiraf etmiştir. Kadir Mısıroğlu bu projenin halifeliği tekrar getirme projesi olduğunu söylüyor. Bu proje İsrail’in projesidir. Kendisi bir tarihçi olmasına rağmen tarihten ders alamıyor. Kendileri kaldırdıkları halifeliği tekrar kendileri mi getirecekler? İsrail’in getirdiği halifelik nasıl bir halifeliktir?

AKP hükümeti iktidar olduğu dönemde dış borcu ikiye katlamasına rağmen meydanlarda IMF ye borcumuz yok deyip kelime oyunları yaparak meydanlarda halkı kandırıyor. IMF’ye borç yokta nasıl ikiye katlandı bu dış borç? Bunun cevabı basittir. Borç sadece IMF’ye değildir. Başka kuruluşlara başka devletlere de borcumuz var.

Oy vermek, yetki vermektir. Oy vermek, onay vermektir. Amerika’nın Irak’ı Türkiye’den kalkan uçaklarla vurması için, AKP hükümetinin meclisten geçirdiği tezkereyi, AKP’li seçmen sonraki seçimlerde resmen onaylamıştır. Irak’ta ölen tek bir Müslüman çocuğun, Amerikalı askerler tarafından tecavüze uğrayan kadının vebalini 7 sülaleniz başını secdeden kaldırmasa dahi ödeyemez. Allah hepimizi affetsin.

Davos’ta Erdoğan, Perez’e “One minute” çıkışında bulundu hatırlarsanız. Bununla bir Müslüman olarak övündük. Ama çıkışta gazetecilere ne dedi? “Tepkim Perez’e değil moderatöre idi.” dedi. Erdoğan diğer söylemleri gibi bu söylediklerinde de çark etti.

Erdoğan her fırsatta Filistin’in yanında olduğunu söylerken İsrail’e veryansın yapabiliyor. Nerde yaptırım? Nerde icraat? Bunu Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Birol Aydın “Siz hiç bişey yapamazsınız çünkü uluslararası emperyalizm size sadece edebiyat yapma fırsatı veriyor” diyerek güzel bir şekilde ifade etmiştir. Erdoğan’ın söylemlerinin hangi birinde icraat var?

Bunları iktidardan düşmemek için söylüyor, aslında İsrail’e karşı İslam Birliği düşüncesi var diyenler, iktidar uğruna dinini satanlardır. Çünkü bu söylediğim politikaları AKP, iktidar uğruna satmıştır. Biraz karakterli Müslüman olsaydık bu politikalara gerekli cevabı ilk yıllarda vermiş olurduk.

Bir yerde hak dava yoksa o zaman en hayırlısı olduğunu düşündüğünüz davayı seçebilirsiniz. Ama bir yerde hak dava varsa bir Müslüman hangi durumda olursa olsun hak davayı seçmek zorundadır. Bakın seçmelidir demiyorum. Seçmek zorundadır.

Peki hak dava hangisidir dediğinizi duyar gibiyim. Ana muhalefet CHP’nin başında bu denli siyasetten anlamayan bir kişinin olması sizce tesadüf müdür? CHP’ye bakarak AKP’nin hak dava olduğunu zannedenler yanılırlar. Neden? Çünkü hakkın ölçüsü CHP değildir.

Size yol gösterici olan televizyon kanalları ise, hiç boşuna uğraşmayın. Hakkı batılı televizyon kanalları ve gazeteler yardımıyla bulamazsınız. Rehberiniz kuran olmalıdır.

Önceki yazımda Gülen cemaatinin cihat bilincini ortadan kaldırmaya çalıştığını söylemiştim. İşte aynısını AKP yapıyor. Dinler arası diyalog projesini destekleyen Medeniyetler İttifakı kitabını Erdoğan’ın yazması her şeyi açıklıyor. Batıla karşı söylem var, fakat icraat yok. Kimi yerde de batılı açıkça savunabiliyorlar.

Bu yolsuzluk olaylarında kimsenin günahına girmek istemem. Kim ne çaldı ise kul hakkına girmiştir. Peki ben hakkımı helal ettim, herkes çalıyor onlarda çalsın demek, yetimin hakkını savunmak mıdır? Bu kadarda sorumsuz olmayalım. Benim yolsuzluk olaylarında değinmek istediğim nokta başka aslında.

Twitter’da da yazılanları okuyorum bir gece. Bir anda bu ses kayıtlarını paylaşan hesap yeni bir kayıt paylaştı. Şu meşhur Erdoğan’ın oğluyla aralarında geçen sıfırlama mevzusu. Üzerinden 2 dk bile geçmemiş tweet atılalı. Hemen dinledim. Dinlediğim gibi bir arkadaşı aradım ne düşünüyorsun diye. Oda dinlememiş ama onunda yanında bir AKP’li arkadaşı var. Ona söylüyor bu söylediklerimi. Ondan gelen tepkiye bakın. “Montajdır o.”

Daha ses kaydına bakmamış, incelememiş ama canı gönülden inanmış montaj olduğuna. Yanlış anlaşılmasın ben montajdır veya değildir demiyorum. Kimse üzerinde vebale girmek istemem. Anlatmak istediğim nokta seçmenin tavrı. Allah’ınızı severseniz söyleyin görmeden inanmak iman etmek değil midir? Resmen hükümetin masum olduğuna iman etmek demektir bu. Allah şaşırtmasın.

Hak gördüğümüz gerçekler, aslında batıl olabilir. Kişinin batıl yola gitmemesi için hatasında diretmemeli, kendini eleştirip biraz düşünmesi gerekir. Kestirip atarsanız bu söylediğim gerçeklerin hepsini bir anda reddedebilirsiniz. Reddedince de haklı olduğunuzu zannedersiniz. Batıl yola gitmeye devam edersiniz.

Alınanlar olabilir, hepiniz hakkınızı helal edin.

Peki hak dava nedir diye sorarsanız sizi bu yazı dizimizin son yazısına davet ediyorum. 3. yazımız “Erbakan’ın Farkı.”