Bizi takip etmeyi unutmayın. >>>
AntiSiyonizm Gazetesi
* = doldurulması zorunludur

Sizinle bu yazımda Türkiye’nin ekonomisi hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Öyle ekonomi terimleri ile dolu bir makale olmayacak. Ekonomi filan okumuyorum. Bu nedenle temel düşüncelerle bu durumu değerlendirmeye alacağım. Ekonomi hakkında bilgisi olan veya bu konuda başka bir düşünceye sahip olanlar yazının altında fikirlerini paylaşabilirler.

Ekonomi deyince basit düşünmeye çalışıyorum. Gelin küçük örneklerle gidelim. Bir aile düşünün. Bu sizin ailenizde olabilir. Bu aile dışarıda para kazanarak ihtiyaçlarını karşılar. Dışardan temin etmesi gereken ihtiyaçları vardır örneğin yiyecek, giyim vs.

Ülke ekonomiside bunun gibi. Türkiye zaten ihtiyaçlarını dışarıdan ithal ederek karşılayan bir ülke. Eğer ihtiyaçlarınızı dışardan karşılıyorsanız bütçenin denk olabilmesi için illaki dışarıya satış yapmanız gerekiyor. Peki neden? Düşünün dışarıdan ürün alıyorsunuz. Parası dışarıya gidiyor. Yani bütçeden para azalmış oluyor. Bütçenin açık vermemesi için gelirlerin giderleri karşılaması gerekli. Karşılamazsa basit tabirler bütçeden para azalır. Gerilemiş oluruz. Para olmayıncada borç ile bu açığı kapatmak zorunda kalırız. Gelirin olması şart dedik ama, hangi gelir?

Bu gelir dışarıdan içeri girerse yani ihracat ile gelen gelir olursa ne ala. Ama vergi ile olursa yine içerideki halkın parası dışarıya akmış olur. Dışarıya para akışı devam ederse piyasada para kalmaz yine basit tabirle. Bu akış sonucu devletin borcunu halk ödemiş olur. Halk sömürülmüş olur. Çalışacak, kazanacak, devlete verecek, devlette borcunu ödeyecek. Peki devlet geliri nereden bulacak?

Para getiren bir sistem düşünün. Mesela fabrika. Üretim yapıyor ürettiğini satıyor. Siz bu üretimleri dışarıya satarsanız dışarıdan içeriye bir para akışı olur. Devlet borcunu bu dışarıdan gelen para ile öderse halk bu borca karışmadan devlet kendi borcunu ödeyebilir hale gelir. Topladığı vergiler ilede halka hizmet götürebilir. Verginin amacı zaten borç ödemek değil hizmet götürmektir.

Şimbi bu uzunca bir girişten sonra Türkiye’nin durumuna bakalım. Hükümet 13 yıldır ekonominin hızla büyüdüğünü söylüyor. Bu gerçekten böylemi?

Ülkenin en büyük geliri vergiler ve halktan toplanan paralar. Devletin kendine ait dışarıdan para kazanabileceği pek bir fabrika elinde kalmadı. Kısa vadede ferahlık için bunların çoğu özelleştirildi. Devlet parayı halkın verdiği vergilerle yapıp, bunları kullananlardan aldığı paralar ile borcunu ödemeye çalışıyor. Bu ne demek? Bana para ver, seni sömüreceğim bir sistem kurayım, kurduktan sonrada seni sömüreyim. Ücretli yollar bu sömürü sistemlerine örnektir. Ben bu yolun yapılması için vergimi zaten verdim. Kullanmak için neden para vereyim?

Hükümetin sana kurduğu bir sömürü sistemi ile övünmesine ne demeli?

Paralı olmayan yollar var. Vergiler ile yapılıyor ve kullanılması ücretsiz. Çok güzel ama halka götürelecek tek hizmet yolmuş gibi hunharca yol yapıldı 13 sene. Yol seçmenin her zaman görebileceği birşey çünkü. Fabrikada ihtiyaç, yolda ihtiyaç. Hangisini yapmak daha doğru? Fabrika yapılan masrafı kendi kendine çıkaran bir sitem. Hatta kar eden o karla yol yapmaya imkan veren bir sistem. Yol kendi masrafını bile çıkaramaz. İhtiyaç fazlası yol ülke ekonomisine zarardır. Bu nedenle para getirecek sistemin kurulması daha öncelikli bir görevdir. İşsizlere iş sağlamakta bir hizmettir. Bu ülkenin yüzde 13’ü işsiz. Neden işsiz? Çünkü gelir getirecek, halka istihdam sağlayacak bir fabrika veya tesis açılmıyor.

Halk kendisi üretim yapıp para kazanacak, kazandığı paradan devlet vergi alıp bütçeyi kapatacak. Bu çakallıktır, bu yöntemle halk sömürülüyor. Üretim yapmadan büyüyen ekonomi olamaz. Ülkenin ekonomisini istatistikler büyük gösteriyor. Ülkenin vergiden başka geliri yok. Yine açık kalıyorsa borç alınıyor.

Siyonizm, senin fabrika açıp para kazanmanı, ona rakip olmanı istermi? Yol yapacaksan sana borç verir zaten faizle geri alıyor. Bu ülkenin borcu 13 yılda 3 katına çıktı. Girin bakın hazine müsteşarlığının sitesine devletin borcu ne kadar. Cumhuriyet tarihi boyunca en fazla faiz altına bu hükümet zamanında sokulduk. Faiz sömürülmektir.

En fazla faiz borcu altına giren hükümet hem sensin, hemde faiz lobisi diye ortalıkta bağırıyosun. Ayıp, faiz lobisini besleyen sensin zaten.

Devletin borcundan tutunda, doğudaki ekonomi politikasına, IMF’ye kadar konuşulacak çok şey var. Çok derin bir konu.

Sizden ricam satılan devlet fabrikaları ve kuruluşları ile yeni açılanları bir kıyaslayın. Borca dayalı bir ferahlama içerisindeyiz. Bu ülkede kredilerin yüzde 80’i önceden yatırımcıya verilirken şimdi yüzde 80’i tüketici kredisi olarak halka veriliyor. Tüketim toplumunun ekonomisi nasıl büyür? Büyüme kriteri olarak neye baktığınıza bağlı. Halkın cebindeki borç ile alınan telefona bakıyorsanız evet çok büyüdük. Yollara bakıyorsanız evet çok büyüdük.

Sö-mü-rü-lü-yo-ruz.